|
Antalya
Antalya
sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde "Türk
Rivierası" adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın
sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz'in en
güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki
Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar,
anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil
ormanlar ve akarsular yer alır.
Palmiyelerle
sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası,
geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve
modern mekanları ile Türkiye'nin en önemli Turizm Merkezi
olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası
Plaj Voleybolu, Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk,
Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında
açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar,
müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal
etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.
Antalya
adını kurucusu, Bergama Kralı II. Attalos'dan alır.
Attalos'a atfen Attalia adını alan kente Türkler önce Adalya
daha sonra da Antalya adını verirler.
Yapılan
arkeolojik kazılarla Antalya ve bölgesinde günümüzde 40 bin
yıl önce insanların yaşadığı kanıtlanmıştır. Antalya'nın 27
km. kuzeybatısında, Yağcılar sınırları içindeki Karain
Mağarasında bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik,
Neolitik ve bronz çağlarına aittir.
M.Ö. 2000
yılından bu yana bölge, sırası ile Hitit, Pamphylia, Lykia,
Kilikya gibi kent devletleri, Pers, İskender, Antigonos,
Ptolemais, Selevko, Bergama Krallığı egemenliklerini
tanımıştır. M.S. 7. yüzyıldan sonra bölge Selçuklular ile
Bizanslılar arasında sık sık el değiştirmiş, 1207 yılında
Selçukluların eline geçmiştir. Bunu Tekelioğulları,
Osmanlılar, Karamanoğulları, sonra tekrar, Osmanlı
egemenlikleri izlemiştir.
|
|
Manavgat
Manavgat'ın
kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle
birlikte, yerleşim merkezi oluşunun M.Ö. 150-200
yılları arasında olduğu sanılmaktadır. 400-500
yılları arasında konaklama ve göçme şeklinde
geçici yerleşmelere sahip olduğu söylenmektedir.
M.Ö.'sinden yakın zamana kadar, şimdiki ilçe
yakınlarında kayıklar ve gemilerin çay üzerinde
bulunan iki yaka arasında yük ve insan
taşımacılığı yapıldığı, belgelerden
anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi, şimdiki Gündoğdu
Köyü yakınlarında Sarısu civarında kaplan
avlandığını ve bu çevrede yörük denilen halkın
oturduğunu anlatır. Manavgat o zamanlar bir
yerleşim merkezi değildi. Kuzeyde Toroslar,
güneyde Akdeniz, doğuda Manavgat Çayı ile
çevrelenen geniş alana verilen ad idi. Malazgirt
savaşından sonra bu yöreye Horasan'dan gelen
yörükler ve Yörük Beyleri yerleşmiştir. Manavgat
çayının batı yakası Turgay beylerinin, doğu
yakası Senir beylerinin tımar, zeamet ve başları
olarak Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir.
Daha sonra bu iki yaka birleştirilerek 1923
yılında Manavgat adı ile ilçe olmuştur.
Manavgat ilçesi, vilayet merkezi Antalya’ya 72
km. uzaklıkta olup, Manavgat Irmağı’nın her iki
yanındaki aynı isimli ve verimli ova üzerine
kurulmuştur. İlçe merkezi Akdeniz kıyısından 4
km. içerde bulunmaktadır. Kuzeyi sık ormanlarla
kaplı doğa güzelliklerine sahip Toros Dağları
ile sınırlanmaktadır. İlçeyi ortadan bölen
Manavgat Irmağı ovaya verimlilik ve zenginlik
verir. Manavgat Şelalesi ve deltası ilçenin en
önemli doğal zenginliğidir. İlçenin güneyinde
yer alan sık çam ağaçları ile kaplı Sorgun
Ormanı ve Manavgat Irmağı deltasının
alüvyonlarla dolması nedeniyle oluşan
Titreyengöl, yöredeki diğer doğa
güzellikleridir. Ayrıca ilçenin kuzeyinde
Manavgat Irmağı’nın Toroslar’daki derin vadisi
üzerine yapılmış olan kaya dolgu Oymapınar
Barajı ile daha aşağıdaki Manavgat barajı
gölleri ve çevresi eşsiz güzelliktedir. Yöre
jeep safari turlarının yapıldığı yerlerden
biridir. Manavgat Ovası 2500 km2 alanı ile
Antalya ilinin en büyük verimli ovası olup,
başta pamuk olmak üzere buğday, arpa, çavdar ile
45 çeşit meyve ve sebze üretilir. Yörede
seracılık önemli bir uğraştır. Sebze ve meyve
yetiştiriciliğinin yanısıra son yıllarda sera
çiçekçiliği de oldukça gelişmiştir. Nehir
vadisinde birçok alabalık üretim çiftlikleri
vardır ve ayrıca nehir üzerinde botlarla geziler
düzenlenmektedir. Son yıllarda turizmin
gelişmesine paralel olarak gelişen ve büyüyen
ilçenin güneyinde yer alan Sorgun ve Titreyengöl
alanlarında dünya standartlarının da konaklama
tesisleri ve tatil köyleri inşa edilmiştir.
Manavgat tarihinin çok eskilere gittiği, adının
Luwi dilinde Manauwa (anasal tanrıça tapınağı)
olduğu bilinmektedir. Çeşitli dönemlerde
Seleukeia ve Side antik kentlerinin ortak kutsal
alanı olarak kullandığı sanılmaktadır.
|
|
|
|
 |
|
 |
|
Side
Antalya-Manavgat karayolunda, Manavgat'a 2 km.
kala güneye dönülerek Side'ye ulaşılır. Side'nin
kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Side adı Anadolu dilinde "Nar" anlamına
gelmektedir. Bu özellik ve bölgede bulunan bazı
yazıtlardan elde edilen bilgiler, Side tarihinin
Hitit'lere kadar uzandığını göstermektedir. Kent
bir yarımada üzerine kurulmuştur. Kara ve deniz
surları ile korunan Side, Helen ve Roma
devirlerini yaşamıştır. Surları ve giriş kapısı
dikkati en önce çeken yapılarıdır. Toros
Dağları'nın eteklerinden ve çevreden kente su
getiren çok sayıda suyolu kalıntısı görülür.
Eski bir hamam restore edilerek müze haline
getirilmiştir. Bu müzede Side'de bulunan eserler
sergilenmektedir. Side'nin en önemli yapısı
15.000 izleyici alabilen tiyatrosudur. Roma
eseri olan tiyatronun bölgedeki diğer antik
tiyatrolardan farkı, oturma yerlerinin eğimli
bir arazi üzerine kurulmamış olmasıdır. Tiyatro
iki katlı ve 20 m. yükseklikte kemerli bir yapı
üzerine oturtulmuştur. Orkestra ve sahne
kısımları yıkıntı halindedir. Tiyatronun altında
yağmur sularının aktığı kanallar vardır. Sütunlu
Yol, Zafer Takı, Liman, Hamamlar, Tapınaklar,
Çeşmeler, Su Sarnıçları, Su Yolları ve Agora
gibi yapılarıyla gezilip görülmeye değer bir
yerdir Side. |
|
|
|
 |
|
 |
|
Aspendos
Side'ye 38 km mesafede 2. Yüzyılda inşa edilen
Aspendos Tiyatrosu 17.000 kişilik olup,
günümüzde ayakta kalmış ve en iyi korunmuş anfi
tiyatrodur. Yörede yaşayan Xenon adlı bir gencin
yarattığı mükemmel akustiğin sırrı hala
çözünlenememiştir. 13. yüzyılda Selçuklar yapıyı
kervansaray olarak kullanmış ve tipik Selçuklu
mimarisi tarzında bir kemerle yapının kuzey
tarafını sağlamlaştırmışlardır.
Antalya-Alanya karayolunda Serik'i geçtikten
sonra kuzeye dönülerek 4 km.'lik Aspendos yoluna
girilir. Geçmisi I.Ö. V. yüzyıla kadar uzanır.
I.S. II.yüzyılda yapılan Aspendos tiyatrosu
Selçuklu'lar devrinde kervansaray olarak
kullanılmıs ve zaman zaman onarılmıstır. Sahnesi
ile birliktegünümüze degin en iyi sekilde
korunabilmis nadir tiyatrolardandır. Günümüzde
çesitli konser, şenlik, festival ve yaglı
güreşlerde kullanılmaktadir. Aspendos'da diğer
yapıların yanı sıra Agora, Bazilika, Nymphaeum
ve 15 km. uzunlugunda kemerli su yolları
görülmeğe değer yapılardır. |
|
|
|
 |
|
 |
|
Alarahan
Alarahan, Pamfilya Bölgesi olarak anılan Antalya
ilinin Alanya ilçesi Okurcalar Beldesi Çakallar
Köyü sınırları içindedir. Alanya'dan (Antalya'ya
doğru) 30 km. mesafede Alarahan sapağı vardır.
Bu sapaktan 9 km. denizden içeri doğru orman ve
küçük yerleşim alanları içinde seyahat ederek,
bölgeye adını veren "Tarihi Alarahan'a"
ulaşabilirsiniz.
Türkiye'deki sayılı "işlev kazandırılmış tarihi
mekanlardan" olan Alarahan, doğal çevresindeki
Alara Kalesi ve Alara Çayıyla bütünleşerek
benzersiz bir "Tarih ve Doğa Müzesi"oluşturur.
Tarihi İpekyolu üzerindeki Alarahan M.S.1231'de,
Selçuklu Sultanlarından I. Alaaddin Keykubat
tarafından yaptırılmıştır. Han, Sultan'ın
konaklamasına uygun yaşama alanları içerdiği,
mimarisi ve işlevsel mekanları ile Anadolu
Hanları arasında en gelişmiş örnek olarak kabul
edilmektedir.
Han, yüzyıllar önce Anadolu'da yaşamış Selçuklu
Türkleri'nin yaşam biçimini izleyebileceğiniz,
ziyaretçilere kültürel ögelerimizi tanıtmayı ve
yaşatmayı amaçlayan
bölgedeki tek turistik mekandır.
2 yıl öncesine kadar harabe durumda bulunan 770
yıllık tarihi Alarahan 1998-2000 yılları
arasında orjinaline tamamen sadık kalınarak
yürütülmüş özel bir restorasyon çalışmasıyla
"yaşayan ve geçmişte olduğu gibi hizmet veren
bir mekan" haline getirilmiştir. |
|
|
|
 |
|
 |
|
Perge
Antalya'nın 18 km. doğusunda Düden ve Aksu
akarsuları arasında kurulmuştur. Antalya'dan
Alanya yönüne giden yolda Aksu'dan kuzeye
dönülür ve 2 km. sonra Perge'ye ulaşılır. Deniz
kıyısında bulunmadığı için Korsanların baskı ve
yağmalarından uzak kalmıştır. Bu nedenle gelişme
sürecinde duraklamalar görülmez. Kuruluşu İ.Ö.
1200 yılındadır. İ.S. 334 yılında Side gibi
Perge de Büyük İskender ile antlaşma yapmıştır.
Böylece kent savaşmamış, yakılıp yıkılmamıştır.
Helen, Roma ve Bizans dönemini yaşamıştır. 15000
kişilik tiyatrosu İ.S II. yüzyılda yapılmıştır.
Tiyatronun hemen yakınındaki stadyum 12000
izleyici alır. Ege bölgesinde Aphrodisias'taki
hariç tutulacak olursa en iyi korunmuş
Stadyumdur. Stadyumun oturma yerlerinin altında
dışa açılan ve dükkan olarak kullanıldığı
sanılan 30 adet oda vardır. Son yıllarda yapılan
kazılarda çok sayıda heykel ve sanat eseri
bulunmuştur. Kapıları, Agorası, Nymphaeumu,
Sütunlu caddeleri, Mezarlığı, Bazilikası ve
Akropolu Perge'nin görülmeye değer yerlerinden
bazılarıdır. |
|
|
|
 |
|
 |
|
Köprülü Kanyon
Manavgat'ın
sınırları içerisindedir. Bolasan Köyü ile
Beşkonak arasında 14 km. uzunluğunda, 100 m.
derinliğinde bir vadidir. Gür sedir ormanları
ile kaplıdır. Kapadokya'daki peri bacalarına
benzeyen doğa görünümü oldukça ilginçtir. Köprü
Çayı üzerindeki antik taş köprü bugün de
kullanılmaktadır.
spot. |
|
|
|
 |
|
 |
|